DUYURULAR

Üçüncü köprü bağlantı yolları ihalesi yarın
14 Şubat

Üçüncü köprü bağlantı yolları ihalesi yarın

Yavuz Sultan Selim Köprüsü bağlantılı yollarından Kurtköy-Akyazı ve Kınalı-Odayeri kesimleri için planlanan ihaleler yarın yapılacak.    

Emeklilere 15 bin yeni konut
14 Şubat

Emeklilere 15 bin yeni konut

Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), 500 bin sosyal konut yapma hedefinde olduklarını belirtti. İdare, 15 bin emekliyi de ev sahibi yapacak. Emekliler, aylık çok düşük ücretlerle ev sahibi olabilecek.

Arnavutköy'de arsa fiyatları uçuşa geçti
14 Şubat

Arnavutköy'de arsa fiyatları uçuşa geçti

İstanbul Emlak Komisyoncuları ve Danışmanları Odası Başkanı Nizameddin Aşa, Arnavutköy'de gayrimenkul fiyatlarının tavan yaptığını belirterek, "Hem havaalanı hem de kanal projesi nedeniyle Arnavutköy ve çevresinde, arsa fiyatları son iki yıl içinde 10 kata kadar artış gösterdi" dedi.

Yok böyle bir kira! Yılda 500 milyon Euro
14 Şubat

Yok böyle bir kira! Yılda 500 milyon Euro

Ocak 2015’te yeni havalimanın işletmecisi İGA ile Unifree arasında imzalan 25 yıl süreli dünyanın en büyük duty free anlaşmasının izlerini sürdü. Yeni havalimanı tam kapasiteye ulaştığında planlanan hedefler de tutarsa duty free alanlarını işletecek olan Unifree’nin ödeyeceği yıllık kira 500 milyon Euro’yu (1 milyar 600 mil-yon TL) aşacak. İSTANBUL’un kuzeyine inşa edilmekte olan dünyanın 7. büyük havalimanı sadece 150 milyonluk yolcu kapasite-si, kurulacağı 77 milyon metrekarelik alanla değil yaratacağı dev ekonomiyle de önümüzdeki yıllara damgasını vuracak. Her şey yolunda giderse 3. havalimanının duty free ihalesini kazanan Unifree Duty Free İşletmeciliği A.Ş.’nin ödeyeceği yıllık kira öyle bir rakama ulaşacak ki tam anlamıyla dudak uçuklatacak.  Hürriyet, İGA (İstanbul Grand Airport) Havalimanı İşletmesi A.Ş.’nin 2015 yılı ocak ayında Unifree Duty Free İş-letmeciliği A.Ş. ile imzaladığı 25 yıl süreli dünyanın en büyük duty free anlaşmasının izlerini sürdü. Yeni havali-manı tam kapasiteye ulaştığında planlanan hedefler de tutarsa duty free alanlarını işletecek olan Unifree’nin ödeyeceği yıllık kira 500 milyon Euro’yu aşacak. Yapılan anlaşma, global havacılık endüstrisinin en uzun süreli ticari anlaşmalarından biri olmasıyla birlikte, Cumhuriyet tarihinin özel sektör tarafından imzalanmış en büyük gelir sözleşmelerinden de biri. Öncelikle belirteyim, gelir paylaşım modelini içeren anlaşmanın detayları konusunda bilgi edinmek için hem Unifree, hem de İGA yetkilileriyle konuşmaya çalıştım. Unifree yetkilileri hiçbir konuda bilgi veremeyeceklerini belirtti. İGA tarafında ise Limak Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir’den yeni havalimanı duty free alanının nasıl olacağına ilişkin bazı ipuçları aldım. Ancak Özdemir de anlaşmanın finansal boyutuyla ilgili bilgi veremeye-ceğini söyledi. İŞ BAŞA DÜŞTÜ Taraflar bilgi vermeyince, mevcut havalimanlarındaki modellemeleri ele alıp yolcu ve kişi başı yolcu hedeflerini de ortaya koyarak kendim bir hesaplama yaptım. Ulaştığım rakamlar havalimanı işletecek Unifree’nin zaman içinde İGA’ya ödeyeceği kiranın yıllık 300 milyon Euro civarından başlayıp sonraki yıllarda yıllık 500 milyon Euro’yu (bugünkü kurlarla 1.6 milyar TL) aşacağını gösteriyor. Gelin bu rakama nasıl ulaştım, adım adım anlatayım. Önce potansiyel duty free müşterisini hesaplamamız gerekiyor. Duty free’den alışveriş edecek yolcuların dış hat yolcusu olduğu ele almamız gereken ilk kriter. AtatürkHavalimanı’nın yolcu sayısı 2015 yılında 61.3 milyon ki-şiydi. Bu yolcuların yüzde 67’si dış hat, yüzde 33’ü ise iç hat yolcusuydu. Geçmiş yıllar incelendiğinde dış hat yolcusu oranının istikrarlı bir biçimde artığı görülüyor. Bu durumda yeni havalimanının devreye giremesi bekle-nen 2018 yılında, ben dış hat yolcusu oranının yüzde 70’e ulaşacağını tahmin ediyorum. Havayolu şirketlerinin stratejileri ve yeni havalimanının kapasitesini göz önüne alırsak bu oranın yıllar içinde yüzde 75’e ulaşması şaşır-tıcı olmayacak. Yeni havalimanı ihtiyaçlar doğrultusunda tam kapasitesi olan yıllık 150 milyon yolcuya ulaştığın-da bu yolcuların yüzde 75’e denk gelen 112 milyonu dış hat yolcusu olacak. YÜZDE 60’I TRANSİT Peki dış hat yolcularının tamamı duty free müşterisi mi? Hayır. Belirtmemizde fayda var, dış hat yolcularının yüzde 60’ı transit yolcu, yüzde 40’ı ise normal yolcu. Transit yolcuların bir bölümünün de duty free mağazaların-dan alışveriş yaptığını belirtmek gerekiyor. Bu durumda dış hat yolcularının yarısının yani yüzde 50’lik bölümü-nün duty free’den alışveriş potansiyeli taşıdığını varsayabiliriz. Yani havalimanı tam kapasiteye hangi yılda ula-şırsa yaklaşık 56 milyon yolcu duty free mağazalarının potansiyel müşterisi olacak. Peki bu yolcular kişi başı ne kadar harcayacaklar? Mevcut istatistiklere göre Atatürk Havalimanı’nda yolcu başına harcama 14 Euro’ya ulaş-mış durumda. Yeni havalimanındaki duty free alanının büyüklüğü, mağazaların çokluğu düşünüldüğünde ilk etabın tam olarak devreye alınacağı yılda bu rakamın 16 Euro’ya ulaşmasını, sonrasında da yıllar içinde artış trendini koruyarak 20 Euro’ya ulaşmasını bekliyorum. Bu durumda yeni havalimanının potansiyel 56 milyon müşterisi kişi başı 20 Euro harcayacak. Böylece Unifree tarafı ciroda 1 milyar 120 milyon Euro’yu yakalayacak. Yani bugünkü kurla 3.5 milyar TL. Ödeyecekleri kiraya gelince... CİRONUN YÜZDE 45’İ KİRA  Dünyadaki mevcut havalimanlarında işletmeciler havalimanının özelliklerine göre cirodan yüzde 40 ile yüzde 50 arasında kira alıyor. Bu durumda ben iki tarafın anlaşmasının yüzde 50’ye yakın olduğunu tahmin ediyorum. Ancak yine de telkini elden bırakmayarak ortalama yüzde 45’i baz alıyorum. Bu durumda 1 milyar 120 milyon Euro’nun yüzde 45’i 504 milyon Euro ediyor. Tüm bunları özetlersek; yeni havalimanı tam kapasite hedefi olan 150 milyon yolcuya ulaştığında, duty free müşterileri de kişi başı 20 Euro’luk harcama yaptığında, Unifree’nin İGA’ya ödeyeceği yıllık kira 500 milyon Euro’yu aşacak.  Unifree ise hem kendi işleteceği alanların dışında Türkiye’nin ve dünyanın en önemli markalarına da mağaza, restoran veya alan kiralayıp gelir elde edecek. Sihirli ayna da var şarj eden sepet de YENİ havalimanı için yapılan ihaleyi 3 Mayıs 2013’te İGA yatırımcılarının oluşturduğu; Cengiz, Mapa, Limak, Ko-lin, Kalyon Ortak Girişim Grubu (OGG) Cumhuriyet tarihinin en yüksek teklifi olan 22 milyar 152 milyon Euro’luk bir teklif ile kazanmıştı. Havalimanı inşaatının 3 bin iş makinesinin 24 saatlik çalışmasıyla hızla sürdüğünü belirten yeni havalimanının ortaklarından Limak’ın Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir ilk uçağın 26 Şubat 2018’de inmesini planladıkla-rını söyledi. Nihat Özdemir, duty free anlaşmasının finansal boyutuyla ilgili bilgi vermedi ancak dev alışveriş merkezinin nasıl olacağına ilişkin önemli ipuçları paylaştı. Özdemir, gelir paylaşım anlaşması yaptıkları Unif-ree’nin İstanbul Boğazı şeklinde inşa edilen duty free alanına 150 milyon Euro’luk yatırım yaptığına dikkat çekti. Özdemir, “70 bin metrekarelik toplam alanda İstanbul Yeni Havalimanı’nda yer alacak duty free alanı altı bö-lümden oluşacak. Örneğin 10 bin metrekare alanda lüks butik mağazalar yer alacak, 5 bin metrekare alanda ise Türk ürünlerinin satılacağı pazar konseptinde mağazalar bulunacak. Bu sayede, Türk ürünleri dünyaya tanıtıla-cak. Bilgilendirme alanları 2 bin metrekareye, etkinlik ve tadım standları ise 8 bin metrekareye yayılacak. 400’den fazla yerli ve yabancı lüks markayı tek çatı altında toplayan bir yatırım gerçekleşiyor” diye konuştu. Bu arada Nihat Özdemir duty free alanlarında kullanılacak yeni teknolojik konseptler konusunda da çok heyecanlı. Özdemir, “Yeni havalimanı duty free alanları sektör standartlarını yükselterek yeniden belirleyecek. Yolcula-rımıza, klasikleşmiş veya geleneksel duty free mağazası anlayışından uzak deneyimler yaşatacak bir alışveriş ortamı oluşturacağız. Alışveriş sepetleriniz sizi tanıyacak. Şarj da edebilen akıllı sepetler, elektronik özellikleri sayesinde geçmiş alışveriş deneyimlerinizi hafızasında tutacak. ‘Sihirli Ayna’ uygulaması ile müşteriler saat, güneş gözlüğü, aksesuar, giyim, makyaj ürünlerini denemeden üzerlerinde görebilecek. Engelli müşteriler için özel araçlar tahsis edilecek ve eğitimli satış danışmanları kendilerine birebir alışveriş hizmeti sunacak” dedi. UNIFREE HAKKINDA Unifree 1975 yılında Mehmet Üstünkaya ve Önder Bilginer tarafından kuruldu. Şirket 1984 yılından bu yana gümrüksüz satış mağazaları işletmekte. Firmanın portföyünde 30 binden fazla referans ürün bulunuyor.

Emlak fiyatlarının artmasının sırrı
14 Şubat

Emlak fiyatlarının artmasının sırrı

Emlak fiyatlarındaki artış herkesi korkutuyor. Konut sektöründe balon olup olmadığı tartışılıyor. Peki fiyatlardaki bu artışın sırrı ne?   Habertürk ekonomi yazarı Abdurrahman Yıldırım, konut piyasasında balon olup olmadığını ve fiyatlardaki artışın nedenini yazdı. İşte Yıldırım'ın piyasa analizi: Türkiye’de konut fiyatları yeni yılla birlikte hız kesti. Ocak ayında Türkiye Konut FiyatEndeksi sadece yüzde 0.52 arttı. Artış son bir yılın en düşüğü. Yıllık artış da aralık ayında yüzde 18.41 iken ocak ayında yüzde 17.50’ye indi. Yeni konut fiyatları ise ocak ayında yüzde 0.68 geriledi. Bu da geçen yılın ocak ayından beri görülen ikinci fiyat düşüşü. Fiyatlar ocaktaki düşüşle son bir yılda yüzde 15.21’e indi. 2010 yılı başından beri hesaplanıp yayımlanan Konut Fiyat Endeksi’nde Merkez Bankası yeni bir ekleme daha yaptı. O da konut fiyatlarının saf (hedonik) artışını yayınlaması. Nihai veya toplam konut fiyat artışını zaten yayımlıyordu. Saf konut fiyatı ile nihai fiyat arasındaki fark da konutun kalitesinden kaynaklanan artış oluyor. Dolayısıyla Merkez Bankası bu veriyi de ilk kez yayımladı. Biz de 26 istatistiki bölgede son 5 yılın konut fiyat artışı ile hedonik (saf) fiyat artışını karşılaştırdık. Merkez Bankası’nın önceki hafta açıkladığı gibi, konut fiyatlarındaki nominal artışın yaklaşık dörtte biri, reel artışın yaklaşık yarısı kalite artışından kaynaklanıyor. Bu durum konut piyasasında balon var mı yok mu tartışmalarına da yeni bir boyut veya değerlendirme getiriyor. En azından balon hesabı yapılırken dörtte bir oranında indirim de yapılabilir. Bu durumda konut fiyatlarında balonun da bir tanımını yapmak gerekiyor. Nobel ödüllü Prof. Robert Schiller’in tanımına göre, son 5 yılda fiyatı reel yüzde 100’den fazla artış balon oluşturabilir. - Son verilere göre Ocak 2011-Ocak 2016 arasındaki 5 yılda TÜFE artışı yüzde 50.3, Türkiye Konut Fiyat Endeksi’ndeki artış da yüzde 98.0 oldu. Buna göre reel artış yüzde 31.7 ile balon bölgesinden oldukça uzakta. - Yeni açıklanmaya başlanan Hedonik (saf) Konut Fiyat Endeksi 103.72’den 176.83’e çıktı ve son 5 yılda yüzde 70.5 arttı. Yüzde 50.3’lük TÜFE’den arındırdığımızda hedonik fiyatlardaki reel artış yüzde 13.4’te kalıyor. - İstanbul’daki konut fiyatları son 5 yılda yüzde 141.6 arttı. Enflasyondan arındırılmış artışı yüzde 60.7’yi buluyor. Bu haliyle balonlaşma yönünde yarı yol geçilmiş. Ancak hedonik saf fiyatlar yüzde 118.9 arttı ve bunun reel artışı da yüzde 45.6’da kalıyor. Hedonik açıdan bakıldığında henüz yarı yol yarılanmamış bile. Arada böyle bir fark oluşuyor. FİYAT BALONU HENÜZ YOK, ASIL SORUN FİNANSMANDA - Konut fiyat artışında yüzde 114.7 ile Gaziantep, İstanbul’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Bunun reel artışı yüzde 42.8 oluyor. Hedonik fiyatlara göre 5 yıllık artış yüzde 93.8’de kalıyor. Bunun artışı da reel yüzde 28.9’da kalıyor. - Hedonik Endeks ile Merkez Bankası konut fiyat artışlarına iyi bir ince ayar çekti. Bu hesaba göre Türkiye çapında konut fiyatlarında son 5 yılda yaşanan reel artış yüzde 13.4. Kalite artışını dikkate almayan nihai ve gerçekleşen fiyatlar ise yüzde 31.7’lik artış kaydetti. Yani toplam artışın yaklaşık yarısı kalite artışından kaynaklanmış. - Toplam ve hedonik (saf) fiyat artışı karşılaştırmaları daha çok Anadolu’nun gelişmemiş illerinde önemli farklar ortaya koyuyor. Mesela Van’da konut fiyatlarının son 5 yılda saf artışı yüzde 40.5 olurken, kaliteden kaynaklı artışla bu nihai olarak yüzde 68.2’ye çıkmış. Sonuçta kalite artışının saf fiyat artışına oranı da yüzde 68.4 olmuş. En yüksek kalite artışının Van’da ortaya çıkması deprem nedeniyle yeni konut yapımından kaynaklı olabilir. - Kalite artışının yol açtığı fiyat artışının en çok olduğu ikinci il Muğla. Muğla tatilbeldesi ve konut kalitesinde artış olasılığı yüksek. - Nihai fiyat artışları bize diyor ki, konutta fiyat balonu sorunu henüz yok. Asıl sorun yapılan konutların satılamamasında yani talebin azlığında. Açıkçası alım iştahı da yüksek ama finansman imkânları kısıtlı.

İstanbul'da konut fiyatları ne kadar arttı
14 Şubat

İstanbul'da konut fiyatları ne kadar arttı

Türkiye konut fiyatı endeksi (TKFE), Ocak döneminde bir önceki yıl aynı döneme göre yüzde 17.5 artarken, en yüksek yıllık değişim gerçekleşen illerden biri olan İstanbul'daki artış ise yüzde 23.41 oldu.   Merkez Bankası verilerine göre, TKFE Ocak'ta bir önceki aya göre yüzde 0.52 artarken, bir önceki yıl aynı döneme göre reel artış ise yüzde 7.23 olarak gerçekleşti

Arsa maliyeti konut fiyatlarını 'uçuruyor'
14 Şubat

Arsa maliyeti konut fiyatlarını 'uçuruyor'

Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Yönetim Kurulu Üyesi ve bir inşaat firmasının yönetim kurulu başkanı Altan Elmas, "Çok ciddi şekilde konut üretilmesine rağmen, üretim fazla olduğu zaman fiyat üzerinde bir miktar baskı olması lazım ama arazinin getirdiği dezavantaj, fiyatları sürekli yukarı çıkarıyor" dedi.   Elmas, bir program kapsamında geldiği Bursa'da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ocak-şubattaki konut satışında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10'un üzerinde artış olduğuna dikkati çekti.  Konuttaki ihtiyacın daha çok orta ve altındaki segmentlerde olduğunu belirten Elmas, üretimin büyük bir kısmını bu segmentin karşıladığını aktardı.  Elmas, vatandaşların konuta erişiminin aynı noktada olmadığını ve ihtiyaç ile erişimin üst üste tam örtüşmediğini ifade etti.  Türkiye konut sektörünün en büyük problemlerinden birinin, arsa ve maliyetleri olduğunu vurgulayan Elmas, "Bu şekilde olduğu sürece, özellikle de büyük şehirlerde bu, konut fiyatlarını ister istemez yukarı çekiyor. Çok ciddi şekilde konut üretilmesine rağmen, üretim fazla olduğu zaman fiyat üzerinde bir miktar baskı olması lazım ama arazinin getirdiği dezavantaj, fiyatları sürekli yukarı çıkarıyor." diye konuştu.  "İHALELERDE FİYATLAR UÇUŞUYOR"  Altan, bir miktar talebin üzerinde lüks konut üretildiğini belirterek, şöyle devam etti:  "Talep kadar da orta sınıf veya orta üst sınıf konut üretilemiyor gibi gözüküyor. Konutları, makul fiyata üretebilsek, 'Konutu kime satacağız?' diye bir derdimiz olmaz. Arsa fiyatları bizi sürekli yukarıya doğru ittiği için konut üretemiyoruz. Bunun çözümü de arsa üretmekten geçiyor. Çünkü sosyal konut ve uygun konut satabilme adına hazırlanan bölgelerde, en fazla 3-4 yıl içinde, gören talep sonrasında oralar da artık uygun fiyatlı konutların satılamadığı alanlar haline geliyor. İhalelerde fiyatlar uçuşuyor, rakamlar yükseliyor. Rakamlar yükselince uygun fiyatlı konut üretmek bir başka bahara kalmış oluyor. Sektörün en büyük sıkıntısı bu."  "LÜKS ÜRETİMDE HEMEN FRENE BASILIYOR"  Lüks konut üretimindeki stok miktarına da değinen Altan, "Talebin üzerinde lüks konut üretimi, sektöre bir miktar stok taşıtır. Mutlaka satış bekleyen lüks konut miktarı vardır. Sektöre darbe vuracak seviyede bir şey değil. Orada bir tıkanma olunca da bir iki yıl içerisinde geri çekiliyor. Lüks üretimde hemen frene basılıyor. Dolayısıyla kendi içinde bir denge oluşuyor." dedi.

Konut satışında vergi cezası almamak için..
14 Şubat

Konut satışında vergi cezası almamak için..

Konut satışlarında ‘tapuda görünen satış değeri’ ile ‘fiili gerçekleşen satış değeri’ arasındaki farkı tespit eden Maliye’nin binlerce konut satıcısına yüklü cezalar kestiği yazmakta.     Hürriyet yazarlarından Ahmet Karabıyık bugünkü yazısında, konut satışında vergicezası almamak için dikkat edilmesi gereken noktalara değindi.  Karabıyık'ın yazısından dikkat çeken detaylar şöyle: "Tapuda gerçekleşen konut veya diğer gayrimenkul alım satım işlemleri Maliye için iki açıdan önemli. Birincisi; alım satım değeri üzerinden tapu harcı alınıyor. İkincisi; satıcının kazancı üzerinden Gelir Vergisi (GV) doğuyor. (Gayrimenkulün edinim tarihinden itibaren beş tam yıl geçtikten sonra satış yapılmışsa kazanç ne kadar yüksek olursa olsun vergi ödenmiyor.) Tapu harcı; satış işlemi sırasında devletin kasasına hemen girerken, Gelir Vergisi’nin (GV) kasaya girmesi ise satıcının beyanına bağlı. Satıcı, ertesi yılın mart ayında kazancını beyan etmesi gerekiyor. Satıcı; sattığı konuttan elde ettiği kazancı, Maliye’ye hiç beyanda bulunmamışsa veya düşük değerden beyanda bulunmuşsa sıkıntı burada başlıyor. Maliye; satıcının banka hesaplarına giren tutarı çok rahat tespit edebiliyor. (Tapu kayıtları ile eğer varsa kullanılan kredi arasındaki fark da rahatlıkla tespit edilebiliyor.) Tapu kayıtları ile banka hesabı arasında fark görüldüğünde de cezai işlem yapılıyor.  Beyan edilmeyen kazanç için; yüzde 35’i bulan “Gelir Vergisi”, bir o kadar “vergi ziyaı cezası” ve ayrıca“gecikme faizi” isteniyor. Vergi kaçakçılarına ağır ceza PEKİ CEZAİ İŞLEMLE KARŞILAŞMAMAK İÇİN NE YAPMALI? * Konut alırken satıcının “değeri düşük gösterelim, yoksa vergi çıkıyor” şeklindeki teklifine “Hayır” denilmeli. Satıcının alıcıya “vergi çıkıyor” dediği konu aslında; (alıcıyı da ilgilendiren tapu harcından çok) satıcının ertesi yıl mart ayında ödeyeceği gelir vergisi. Satıcı kendi ödemesi gereken gelir vergisinden kurtulmak için alıcıyı da (değeri düşük göstererek) bir nevi usulsüz işleme ortak ediyor.  Alıcı, aradan birkaç yıl geçtikten sonra aldığı konutu satmak istediğinde (alış değeri düşük göründüğünden) önceki satıcının vergi yükü de kendisine kalıyor.  (Alış değeri düşük, satış değeri gerçek olduğunda kazanç olduğundan daha yüksek görüneceğinden) Dolayısıyla vergi hesabını; konutu satarken değil alırken (gerçek değerinden) yapmak önemli hale geliyor bu durumda.  Konut satışından kazanç elde eden gayrimenkul sahipleri vergi hesabında (2016 gelirleri için) 11.000 lira istisnayı düşebilirler. Ayrıca ödeyecekleri vergiyi hesap ederken kazançlarını enflasyondan arındırabilirler. Konut satışında; iktisap bedelinin üretici fiyat endeksindeki artış oranında arttırılabilmesi için, alış ve satış tarihleri arasındaki sürede, endeksteki artış oranının %10 veya üzerinde olması gerekiyor.

İkon Yapılar, Marka şehirler Zirvesi
14 Şubat

İkon Yapılar, Marka şehirler Zirvesi

Ülkeler markalaşmış şehirleriyle, şehirler de ikonik yapılarıyla anılıyor. Bu itibarla, yapılarımız şehirlerimizi taşımalı. Marka Şehirler Zirvesi Geçtiğimiz ay, Eventuum organizasyonu ile ” Marka Şehirler Zirvesi ” gerçekleştirildi. Gayrimenkul sektörünün lider firmalarının katılım gösterdiği Marka şehirler Zirvesi izlenimlerini ve marka şehirler ve ikon yapılar hakkında görüşlerini paylaşan Mehmet Keskin Architecture Genel Müdürü, Mimar Mehmet Keskin, başarılı bir zirve gerçekleştiğini belirterek gayrimenkul liderlerinin tecrübelerinin gelecek yılları aydınlatacak nitelikte olduğunu söyledi. Programa dair görüşlerini paylaşan Mehmet Keskin, Batı Şehir gibi büyük bir gayrimenkul projesini hayata geçiren Ege Yapı Genel Müdürü İnanç Kabadayı‘nın “yurt dışına çıktığımızda, ülke veya şehrin gelişmişliğini şehirciliğinden ve yapıların güzelliğine göre değerlendiriyoruz”  sözünün doğruluğunu vurgulayarak, “bir şehrin gelişmişliği ulaşım alternatifleri ve altyapısından başlayarak, binalarının görselliğine kadar değerlendirilmektedir” dedi. Aşçıoğlu Grubu Genel Müdürü Yaşar Aşçıoğlu‘nun konuşmasında değindiği, marka şehir olmak için ikon yapıların hayata geçirilmesinin gerekliliğini doğrulayan Mehmet Keskin, ” ülkeler birkaç marka şehriyle, o şehirlerde ikon yapılarıyla anılır. Hollanda Rotterdam Kübik Evleri, Amerika New York Empire State Binası gibi örnekler bilindik örnekler olarak öne çıkıyor, bizlerde bu tarz örnekler hayat geçirebiliriz” dedi. İkon Yapılar, Marka Şehirler Ülkemiz gayrimenkul hareketliliğinin büyük bir bölümü İstanbul’da gerçekleşiyor. Kentsel dönüşümle birlikte yenileme çalışmaları ile şantiye şehir içerisinde yaşamamıza sebep olsa da, eski binaların yenileniyor olmasının gerekli olduğunu vurgulayan Mimar Mehmet Keskin, “müteahhit firmalar çoğunlukla ekonomik kaygılarla, elindeki araziden maksimum inşaat gerçekleştirmek için estetik ve mimariden ödün veriyor olsa da güzel örneklerde hayata geçiyor. Benim verebileceğim örnekler içerisinde, Varyap Meridian, Dumankaya İkon, Rönesans Yapı Rönesans Tower projelerinin İstanbul için güzel mimari örnekler olduğunu söyleyebilirim ” dedi. Mehmet Keskin Architecture Bugüne kadar profesyonel çalışma hayatında pek çok nitelikli projenin mimari projesini hayata geçirenMehmet Keskin, yakın zamanda kendi markası Mehmet Keskin Architecture ile çalışma hayatına devam ediyor. Kazandığımız tecrübe ile ülkemiz gayrimenkul sektörünün marka şehirlerine ve ikon binalarına imza atacağını belirten Mehmet Keskin, ” Mehmet Keskin Architecture olarak çalışma hayatına başladığımız kısa zamanda Teknik Yapı gibi ülkemizin lider firmasıyla çalışmaya başladık. Yakın zamanda duyuracağımız nadide mimari örnekler hayata geçiriyoruz, güzel işler ortaya koyacağız ” dedi.

Konut kredisi batırana çifte KDV
10 Mayıs

Konut kredisi batırana çifte KDV

Evinizi kredi ile alırken yüzde 1.8 veya 18 KDV ödüyorsunuz. Eğer kredinizi ödeyemezseniz banka eve el koyup açık artırma ile satıyor. Habertürk’ten Rahim Ak’ın haberine göre, Bakanlar Kurulu 2013 yılı başında bir karar alarak 150 metrekareden büyük konutların ilk satın alınmasında Katma Değer Vergisi (KDV) oranını yüzde 18 olarak belirlemişti. Sadece büyük konutlar değil büyükşehirlerde arsa birim metrekare vergi değeri 1000 liradan fazla olanlarda da KDV yüzde 18 olarak belirlendi. 500 ile 1000 lira arasında olanlar yüzde 8 ve 500 liranın altında olanlar ise yüzde 1 KDV ödüyor. Bu durumİstanbul’da satılacak konutların yüzde 28’inde KDV’nin yüzde 18 olacağı anlamına geliyor. Nitekim o günden bu güne birçok konut da satıldı. Ancak şimdi bu düzenleme farklı bir sorun doğurmuş durumda. Önce şunu belirtelim şimdiye kadar tam 1 milyon 380 bin ev konut kredisi veya benzeri ipotek yöntemi ile satıldı. Tabii bu evlerin borcunun bir kısmı ödendi bir kısmı hâlâ duruyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun son rakamlarına göre halen konut satın alanların bankalara borcu 146 milyar lirayı geçiyor. Ödenemeyen konut kredisi borcu ise aslında düşük. Şu anda sadece 676 milyon lira. Sorun da kredi borcunu ödeyemeyenlerde bulunuyor. ÖNCE EVİ ALMAK İÇİN YÜZDE 18 Olay aslında yaşanmış ve hâlâ yaşanıyor. Düzenleme henüz yeni yaşandığı için bundan sonra artarak yaşanacağı da muhtemel. İstanbullu bir vatandaş banka kredisi ile 400 bin liraya bir ev alır. Ev yüzde 18’e denk gelen dilimde olduğu için bu vergiyi daha evi alırken peşin olarak öder. Vatandaş evin kredi taksidinin 50 bin liralık bölümünü de bankaya yatırır. Ancak sonra işsiz kaldığı için taksitler ödenmemeye başlar. Sonraki süreç de benzer olur. Banka, kredisini ödeyemeyen vatandaşın evine el koyup açık artıma ile aynı fiyata yani 472 bin liraya satışa çıkarır. YÜZDE 18 DE BANKA EVİ SATTIĞINDA  İşte burada da devreye KDV Kanunu girmiş. Normal şartlarda ev ikinci el olduğu için artık satılsa da KDV’sinin olmaması gerekiyor. Ancak ev açık artırma yani müzayede yoluyla satıldığı için durum değişmiş. KDV Kanunu’nda açıkça müzayede yoluyla satılan malların KDV’ye tabi olduğu yazılı. İşte bu nedenle banka da evi satarken yüzde 18 KDV tahsil edip vergi dairesine ödemiş. Sonuçta vatandaş ödediği 72 bin liralık KDV’nin yanında 400 bin lira olarak aldığı kredinin 50 bin lirasını ödediği halde (Toplam 50+72=122) bankadan 22 bin lira borçlusunuz yazısı alır. Çünkü banka 72 bin lira KDV ödemiştir. Doğal olarak (72-50=22) farkı talep eden bankaya vatandaş bu parayı da öder. Sonuçta evi aynı tutara alıp satmasına rağmen cebinden 144 bin lira KDV çıkan vatandaş zor durumda kalır. Oysa son dönemde konut kredisi hem ekonomihem depreme karşı kentsel dönüşümde önemli rol oynadı. Vatandaş evi eğer nakit para ile alıp satsaydı sadece 72 bin lira KDV ödeyecekti. İkinci kez satışta KDV olmayacaktı. Şu anda konut kredisini geri ödeyemeyenlerin sayısı az olsa da önümüzdeki dönemlerde bu durum ciddi mağduriyetler yaratabilir. 146 MİLYAR LİRALIK KONUT KREDİSİNİN 676 MİLYONU BATIK

Gayrimenkul sektöründe son durum
14 Şubat

Gayrimenkul sektöründe son durum

Dün Cumhurbaşkanı recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu arasında yapılan olağan görüşme sonrasında, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun istifası gündeme geldi. Yayınlarda yeni Başbakan adayının kim olacağı konuşulurken, gelişmenin gayrimenkul sektörüne yansıması ne olacak ? Merkez Bankası Değişiminin yansıması Geçtiğimiz haftalarda Merkez Bankasında başkan değişimi yaşanmış, yeni Merkez Bankası Başkanının gelişiyle gayrimenkul piyasasında kredi faiz oranlarında indirim beklentisi ortaya çıkmıştı. Nitekim, faiz oranlarında düşük bir indirim sağlanarak gelecek aylara yönelik sinyaller vermişti yeni merkez bankası. Sektör temsilcileri bu değişim ve stabil bir siyaset durumuyla faizlerin bir puanın altına inmesini beklediklerini belirten açıklamalarda bulunmuştu. Siyasi arenada Başbakan ve Cumhurbaşkanı arasında büyük çaplı bir kriz beklenmediği için bu sonuç ortaya atılıyor olsa bile kimse beklemiyordu. Kongre, Yeni Başbakan ve Konut Sektörü Geçen yılın ikinci yarısından itibaren konut kredi oranlarında yükseliş ve ipotekli konut satışlarında göreceli bir düşüş olduğu görülüyor. Bu yılın ilk çeyreğinde de bu ipotekli satışlarda ki düşüş devam ediyor. Konut sektöründe hareketliliği sağlayacak olan yegane argüman konut kredisi faiz oranları olduğunu bilir, şu andaki siyasi ve konjektürel sorunları göz önüne alırsak konut kredilerinde kısa vadede bir düşüş hayal gibi görülüyor. Konut sektöründeki hareketliliğinin devamının sağlanması, kredi faiz oranlarının bir puanın altına inmesine bağlı olduğu bütün sektör temsilcileri tarafından dile getirilirken, geldiğimiz siyasi durum, bu beklentiyi öteleyecek gibi görülüyor.